İNKAR EDENLERİN DURUMU
İman edenlerin kalplerine bir esenlik, ferahlık getiren, inkar edenlerin ise nasıl cezalandırılacaklarını bildiren ve tüm insanların hidayet rehberi olan tek hak kitap Yüce Rabbimiz’in Hz. Muhammed (sav)’e indirmiş olduğu Kuran’dır. İman edenlere Allah’ın bildirmiş olduğu bir görev olan İslam’ı tebliğ için; Kuran ayetlerinin yer aldığı toplantılar, yazılar, görsel sunumlar, sohbetler insanların imanlarına vesile olmak açısından çok önemlidir. Fakat Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Yusuf, Hz. Muhammed ve diğer peygamberlerin dönemlerinde, Allah’ın hükümleri anlatıldığı halde, inkarlarında direten, Allah’ın yaratma sanatını ve gücünü görmezden gelen insan toplulukları olmuştur. Yaşamış olduğumuz dönem de, eski çağlarda olduğu gibi tebliğe direnen, dine karşı mesafeli, Allah’ın hükümlerini bilmeyen bir nesil yetişmektedir.
Sonsuz adalet, bağışlama ve merhamete sahip olan Yüce Rabbimiz, tüm insanlara dünya hayatının bir imtihan yeri olduğunu, geçici olduğunu ve ahiret hayatının ise sonsuz olduğunu bildiren kitaplar, uyarıcılar, elçiler ve peygamberler göndermiştir. Hiç şüphe yok ki, her topluma bir uyarıcının gönderilmiş olması Yüce Allah’ın Adl sıfatının tecellisidir.
İstisnasız bütün elçiler, Yüce Allah’ın yardımıyla bütün hayatları boyunca insanların hidayetlerine vesile olabilmek için çok samimi bir çaba göstermişlerdir. Onlar, insanları içinde buldukları din ahlakından uzak yaşamlarından kurtarıp, Allah’ın yoluna dönmeleri ve huzur bulmaları için ellerindeki bütün imkanları kullanmışlardır. Yüce Allah’ın rızasını kazanmak için mücadele eden bu kutlu elçilerin yaptıkları çok yönlü tebliğ sonrasında iman eden insanlar da olmuştur. Fakat tebliği dinledikleri ve Allah’ın varlığına kanaat getirdikleri halde, inkarlarında direterek, hem dünya, hem de ahiret hayatlarını kaybeden insanlar da olmuştur. Örneğin; güzeller güzeli Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in tebliğ yaptığı insanların bir kısmının cennette, bir kısmının ise cehennemde bulunduklarını bildiren ayet, elçilerin insanların cennete girmelerine vesile oluğu gibi cehenneme girmelerine de vesile olduklarını açıkça ortaya koymaktadır.
"İşte Biz sana, böyle Arapça bir Kur'an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler." (Şura Suresi, 7)
Geçmişte yaşamış olan kavimlerin hayatları Kuran’da büyük bir bölümü kapsamaktadır. Bu bölümlerde inkar eden kavimlerin ve bu kavimlerin önde gelenlerinin, peygamberler ve elçiler Allah’ın dinini tebliğ ettikten sonra nasıl inkarda direttikleri, Allah’ın gücünü ve kudretini görmezden geldikleri, inanan insanlara karşı uyguladıkları insafsız davranışlar, başkalarının haklarını hiçe saymaları, yalnızca kendi rahatlarını düşünmeleri, hayasız sapkınlıklarda bulunmaları anlatılmaktadır. Bu insanların özelliklerinden bir tanesi de; Yüce Allah’ın kendilerine tebliğ yapmaları için gönderdiği elçileri yalanlamak, onları olmadık iftiralarla suçlamak, onları yurtlarından uzaklaştırmak veya canlarına kast etmek istemeleridir. Bu insanlar, gösterdikleri bu taşkınlıklardan ve sapkınlıklardan ötürü, Allah’ın şiddetli azabı ile karşılık görmüşlerdir. Yüce Allah onları yeryüzünden büyük felaketlerle silmiş, cehennemine almış ve onları gelecek olan toplumlara ibret kılmıştır. Bu kişilerin durumu Kuran’da şöyle bildirilmektedir:
"Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak." (Neml Suresi, 14)