Körfez Manşet - Vezir  EKİNCİ
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK ÜZERİNE
Vezir  EKİNCİ
20 Ekim 2015 Saat: 13:00

Dinler tarihine baktığımız zaman, gerek semavi dinler, gerek diğer dinlerin varlık nedeni var oldukları toplumda adil, merhametli, hakka, hakikate, adalete, insafa ve merhamete dayalı, bir yaşam tarzını tesis edip, insanoğlunun huzur ve güvenini sağlamayı amaçlamıştır. Bütün dinlerin ortak özellikleri, çıkarcı, menfaatçi, açgözlü, haris insanların dinlerin orijinal yapısını kendi çıkar ve hegemonyaları doğrultusunda istedikleri gibi çarpıtıp, kendi çıkarlarına uygun değiştirmeleridir. İnsanoğlunun benlik yapıları buna yatkındır. Âdem aleisselamdan beri Allahın gönderdiği hak dinini kendi menfaatlerine uygun değiştirmişler ve dinin orijinalini bozmuşmuşlardır. Yüce yaratan da sürekli insanoğluna yeni dinler göndermesine rağmen, insanoğlu bu iblisliğinden hiç vaz geçmemiştir.

 

 

Nihayet Yüce yaratan insanlığa birçok din ve peygamberden sonra, insanlık tekâmül ettiği için son din İslam ile insanlığı şereflendirmiştir. Ancak bugün İslam coğrafyasına baktığımızda, Müslümanların perişan vaziyetlerini, ahlakın, hakkın, hakikatin, vicdanın, merhametin, aklın, dimağın çöktüğünü, hiçbir şeyin Allahın dediği ve istediği gibi yürümediğini görüyoruz. Allah’ın akıl, barış, merhamet, sevgi ve huzur dini olarak insanlığa İslam ahkâmını, İslam ahlakını egemen kılma dini olarak gönderilen İslam’ın, hırsızlığın, rüşvetin, yolsuzlukların, beytül malın(kamu kaynakların)yöneticiler tarafından talan edildiğini görüyoruz. Allahın yasakladığı her türlü yaşam biçiminin sadece Müslüman coğrafyasında yaşayan sıradan halk olarak yaşayan Müslümanlara yasaklandığını, Müslüman memleketleri yönetenlerin bu yasaklardan muaf olduklarını ibretle görüyoruz. Müslümanları yöneten diktatörlerin, şatafatlı saraylarda her türlü sapıklığı ve melaneti işleyip, sapık bir hayat yaşadıklarını görüyoruz.

 

 

Esas Müslümanların üzerinde düşünmesi, ibret alması gereken husus ise, Müslüman memleketlerinde yaşayan Müslümanlar, kendi yöneticilerin bu sapıklıklarını görmezden gelmeye, bunlarıörtmeye, başlarını kuma gömmeyi, Allah’ın Raia(koyun sürüsü olmayın)emrine rağmen koyun sürüsü gibi yaşamaya devam etmeleridir. İslamın temeli barış dini olmaktan çıkarıp, tekbir nidaları ile Müslüman kardeşinin kellesinikesme, öldürme, kadınlarıaşağılama, kuluçka makinalarına dönüştürme dini olarak değiştirmeleridir. Adaleti, eşit insan olmanın, vicdanın, merhametin, aklın, sorgulamanın olmadığı yerde İslamın olmayacağını bilmek, çok mu zordur.Bütün bunları sorgulamak, adım başında açılmış kuran kurslarında, İmam hatipte, İlahiyat fakültelerinde Teoloji ilmini okuyan Müslümanların yapması gerektiğini, bunun HZ. Kuranın ahkâmı olduğunu, siyasetçinin, diktatörlerin maşası olmanın İslam’a, İnsanlığa, Allah’a karşı işlenmiş bir suç olduğunu Müslümanlar ne zaman anlayacak.

 

 

 

Bu yazdıklarımdan dolayı beni İlahiyatçı falan sanmanız muhtemeldir. İlahiyatçı, Teolog değilim. Sadece İslamı kaynakları çok araştıran, okuyan, okuduğunu anladığını iddia eden bir Müslümanım. Keşke benim söylediklerimi İlahiyatçı arkadaşlarım, akademisyenler yazıp söylese, Müslümanları düştükleri bu perişan durumdan kurtuluşu için gerçek Allah yolunu gösterip aydınlatsalar. Fakat ne gezer, Hac organizasyonunu hacıları katl etmezden bile beceremeyen, sadece birbirlerin kellesini koparan bir İslam toplumu sizi rahatsız etmiyorsa, siz saptığınız bu yoldan kimse çeviremez, Allahın ayetinde söylediği gibi, insanlığın kör karanlığında aklınızı çalıştırmazdan Allah Pislik yağdıracaktır. Allah yardımcımız olsun. Bizden söylemesi.