Siyaset

Şengün; Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı!

Saadet Partisi (SP)İl Kadın Kolları Başkanı Reyhan Şengün Ağustos Ayı İl Divan Toplantısı'nda yaptığı konuşmada; "Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı! " dedi.

14 Eylül 2017 Saat: 14:30
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 179 kez okunmuştur

Şengün; Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı!
Şengün; Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı!

Saadet Partisi (SP)İl Kadın Kolları Başkanı Reyhan Şengün Ağustos Ayı İl Divan Toplantısı'nda yaptığı konuşmada;  "Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı! " dedi.

Buruk bir bayramı daha geride bıraktık. Bayramda dahi teröre  kurban verdik. Bu bayramda terör yüzünden coşkularımız yarım, sevinçlerimiz eksik kaldı diyen Şengün konuşmasını şyle sürdürdü.

Trafik Terörü adeta katliam gibi!  

10 günlük bayram tatili boyunca trafik kazalarında; 

122 vatandaşımız hayatını kaybetti. 482 kişi de yaralandı!   

Rakamlar endişe verici! 

Karayolu kaza istatistiğine göre 2016 ‘da ülkemizde kaza sayısı: 1 milyon 182 bin 491. 

Son bir yılda trafik kazalarında kaybettiğimiz insan sayısı: 7 bin 300 kişi 

Yaralı: 303 bin 812 kişi 

%90 sürücü hatalı kazalar.. 

Elbette kurallara güveneceğiz. 

Ehliyet yetmiyor. Sorumluluk duygusuna ihtiyaç var. 

Bu hissiyat sürücülere nasıl aşılanacak. Toplumsal bilincin yükseltilmesi gerekiyor. 

En büyük güvencemiz insan. En başta insana güveneceğiz. 

Ancak gözlemimiz o ki insan kaynaklı trafik kazalarının ekseriyetle kaynağı "Hak anlayışına " dayanıyor. Yine trafik kazalarının belirtilen rakamlara ulaşmasının, toplumca hak anlayışımızdaki bozulmanın yaygınlaştığına işaret ettiğini düşünüyorum. 

Arakan’daki Durum;

Bayram coşkumuzu hüzne ve acıya boğan bir unsur da Arakan’da yaşanan gelişmeler.. 

Arakan’lı Müslümanların evleri yakılıyor, köyleri boşaltılıyor. Katliamdan kurtulmak için yollara düşenler nehirlerde boğuluyor, ya da dağlarda açlıktan ölüyor.  

Onbinlerce Müslüman Bangladeş sınırında sıkışıp kalmış durumda. Uluslar arası toplum sadece kınamakla meşgul. Bu katliamların durdurulması için en büyük görev; İslam ülkelerinin yöneticilerine düşüyor. Onlar ise, birbirleriyle uğraşmaktan bu problemi çözmeye vakit bulamıyor!!! 

Batı ikiyüzlülükten kurtulmadıkça dünya huzura ermez. Baskı ve zulüm değil, demokrasi v e insan haklarının hakim olduğu bir dünyanın ilk şartı önce konuya ciddiyetle ve çözmek için yaklaşmak, çifte standarttan, ferdi çıkarlarından ve tekebbürden vazgeçmek şarttır. 

Ancak gerek uluslararası toplum, gerekse İslam toplumlarına atıfta bulunurken, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanlığı TC Sayın Cumhurbaşkanında bulunuyor olması da-belirleyici olması bakımından- ayrıca mühim olup, ülkemizin bin yıllık tarihine yakışan bir sorumluluk bilinci ortaya koyması gerekmektedir. Bu bilinçli tutum asla yardım kuruluşu anlayışı olmamalıdır. 

Müslüman ülkeler gaflet uykusundan uyanmalı!  

Bir başka kanayan yara Yemen 

Yemen’de çatışmalarda  (2 yılda) 3 milyon mülteci durumuna düştü. 

Sağlıklı su ve yiyecek yoksunluğu 600 bin kişinin koleraya yakalanmasına neden oldu. 

Sadece 4 ayda resmi rakamlara göre, 2 binden fazla insan koleradan öldü. 

  1. Başımızı nereye çevirsek kesif bir duman var. 
  2. İslam’ın,  Birliği emretmesine rağmen biz parçalanıyoruz. 
  3. Hep oyuna geliyoruz

Hacda farklı cografyalardan milyonlarca Müslüman birlikte şeytan taşlıyor.Aynı müslüman  İslam düşmanlarının oyununa gelip birbirini bombalamaya devam ediyor.  

Bu nasıl bir gaflet! Bu nasıl bir çelişki! Bu nasıl bir duyarsızlık!  

Doğrusu anlamak mümkün değil. 

Artık Yeter! 

İslam alemi içine gömüldüğü bu gafletten bir an önce uyanmalı, kurtulmalıdır. Hiçbir strateji masum bir insanın kanından daha değerli değildir.  Birinci öncelik akan kanın durdurulması olmalıdır. Aklıselim ve sağduyu devreye girmelidir. 

Müslümanlar aynı hacda olduğu gibi faklılıkları bir tarafa bırakarak birleşmelidir. Aksi takdirde bunun hesabını ne tarih önünde ne de mahşeri vicdanda veremeyiz. 

ABD-Kuzey Kore Gerilimi 

Endişemiz, tarihçiler bugünleri “Çılgın ve Dengesiz Liderler Çağı” olarak isimlendirecek. 

Dünya akıl tutulması içinde. Bu akıl tutulması insanlığı büyük bir felaketin eşiğine getirmiş durumda. Böyle bir ortamda en küçük kıvılcım tarihin en kanlı kıyımlarının yaşandığı bir küresel savaşın tetikleyicisi olabilir. Buna rağmen yangına körükle gidiliyor. 

Silahın konuştuğu yerde akıl susar!

Kuzey Kore’nin yaptığı hidrojen bombası denemesi kesinlikle kabul edilemez. Keşke aynı küresel tepki, Arakan’daki katliamlarda da ABD dünyanın en büyük bombasını Afganistan’daki Müslümanların üzerinde denediğinde de gösterilebilseydi. İnsanlık için çok daha büyük tehdit, dünyayı kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye çalışanlardan geliyor. 

Dünyanın dört bir tarafına kurdukları üslerle dünyanın jandarmalığına soyunanlardan geliyor. 

İnsanlığın problemlerine akılla değil silahla çözeceğini sananlardan geliyor. 

İşin esas üzücü ve tehlikeli tarafı, bunu dünyada huzur ve barışı tesis için değil, sadece kendi menfaatini kollamak için yapıyor olmalarıdır. 

Türkiye’nin derdi ;

Dünya ya aklın değil akılsızlığın hâkim olduğu bir dönemde(değiştirilmezse)bütün insanlığı bir felaket bekliyor. Türkiye olarak ülkemiz bölgemiz ve dünyamız için bu felaketi atlatmanın yollarını aramalıyız. 

Basiret ve ferasete ihtiyaç var. Buda Ülkemizin istikbalini kendi istikbalimizin önünde tutmakla olur. İslam âlemine büyük sorumluluk düşüyor. Hak ve adaleti her şeyin önünde tutan İslam inancına ve ilkelerine sahip olmamız, bu mükellefiyeti bize yüklüyor. 

Sahip oldukları ekonomik ve teknolojik imkanlar sebebi ile, sömürüyü, tahakkümü, işgali hak gören mütekebbirler, dünyaya barış ve huzur getirmez. Onlara özenen, menfaatleri gereği sırtlarını onlara dayayan İslam ülkeleri de dünyada oynanan bu kirli vahşi oyunun sadece bir vasıtası haline gelirler! 

Türkiye gerçek gündemine dönmelidir. 

Bu vahim gidişattan kurtulmak istiyorsak, Türkiye boş lafları bırakıp gerçek gündemine dönmelidir. 

Gerçek gündemimiz; 

-Terördür. 

-İç barışın sağlanmasıdır. Çatışma, kutuplaşma siyasetini bırakmaktır. Çatışmadan beslenme zihniyetinin kaynağı,  Darvin Teorisidir. Biz Darvinci olmadığımıza ve yaratılışa inandığımıza göre; dinimizin kelime kökü olan "Barış"  kavramını, her alanda hayata geçirmektir.

-Her geçen gün daha da kötüye giden ekonomidir.

-Bir oraya bir buraya savrulmak zorunda kalan dış politikadır. 

-Bitirilen tarım ve hayvancılıktır. 

-İsraf, yolsuzluk yapılan yanlış yatırımlar yürütülen yanlış politikalardır. (2003'te 70 olan üniversite sayısı, 2017'de 200 e yaklaşmış, Üniversite öğrenci sayısı 7 milyonu aşmıştır. Buna paralel hiçbir üretim-istihdam yatırımı yapılmamış ve planlanmamıştır.)

-Adalete güvenin kaybolmasıdır. 

- Sarsılan aile yapımız ve yozlaşan ahlaki değerlerimizdir. 

-Uyuşturucu alışkanlığının 11-12 yaş seviyesine düşmesidir. 

-Yapboz tahtasına dönen Eğitim sistemimizdir. 

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Körfez Manşet Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız