Turgut GÜNGÖR
Turgut GÜNGÖR

Gerginlik Korku ya da endişelerimiz.

27 Eylül 2011 Saat: 14:23
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 737 kez okunmuştur


Efendim bu haftaki yazımda hayatımızın her döneminde yaşamımızı doğrudan etkileyen her oluşuma yaklaşımımızdaki korku, kaygı, endişe ve tüm gerginlikleri oluşturan unsurlardan ve sonuçlarından bahsetmek istiyorum.

Gerginlik , stres; korku, kaygı ve ya endişelerimizden oluşan ve de yaşamımızı allak bullak eden ruhsal unsurlardır. Bunları kontrol edemediğimiz zaman sorunlar hâsıl olmaya başlar. Yani gündelik yaşantımızı sağlıklı olarak sürdürmek zorlaşır. Çevremizde ve çevremizdekilerle düzgün giden ilişkilerimizde aksamalar oluşur. Ve kontrolden çıktığında da ayrışmalar yaşanmaya başlar.  Ve maalesef bu durum toplum olarak değerlendirebileceğimiz her oluşumun sonunu hazırlar. İster ailede, ister okulda, iş yerinde, köyümüzde, mahallemizde her yerde aynı sonuçları verir.

Durum hepimizin ağzından düşürmediği demokrasinin olmazsa olmazı siyasi partilerde de aynıdır. Oralarda da nedenlerine değinmenin gereğine inanmadığım korku, kaygı ya da endişelerimizi kontrol edemez isek ayrışma, dağılma, yok olma kaçınılmazdır.

Sonra durumun vahametini anlamaya başladığımızda ayrışmaları kontrol etme ihtiyacı duyarız. Duyarız da eski yakınlıkların yerini çoktaaaan soğukluk, kırgınlık, kızgınlık almıştır. Artık benim düzgün dediğime karşımdaki eğri der. Ak deneni kara anlamaya başlarız. Çünkü herkes derin bir güven bunalımına girmiştir. İşte tam bu sınırda tahakküm, zorlamalar başlar. Yani artık her kes sosyal korkuları nedeniyle tahakküm altına alamadıklarımızı göz önünden kaldırma, yok sayma, uzaklaştırma yani ihraç etme çaresizliğine düşeriz.

Aynı rozeti takarak, Aynı tüzüğü, aynı bayrağı sallayarak yıllarca birlikte dayanışmanın türkülerini seslendiren sizler dayanışmanın temelindeki, insanı insan yapan en önemli iki değeri çoktan yitirilmiştir de haberiniz yoktur.

Artık dayanışma ya da danışma adı her ne ise bu toplantılarınızda birbirinize bırakın tahammül etmeyi yan yana bile oturamayıp gruplar halinde "tüh Allah kahretsin" demeye başlarsınız. Çok değil bir buçuk yıl önce el ele kol kola zafer bizim olacak naraları atarak gezen sizler, siyasi ikballerinin hırsına kapılıp bir birinizi konuşturmamak için parti tüzüklerini Demokles’in kılıcı gibi sallayarak bir birinizin elinden mikrofonu almaya kalkarsınız.

Bulunduğunuz toplumun Kocaeli’ndeki en yetkilisi “amacımız partimizi iktidara taşımak.  “Bu uğurda sizlerin bilgi birikiminize, becerinize, beşeri ilişkilerinden elde ettiğiniz toplumsal saygınlığınıza ihtiyacımız var” diye nutuk atarken, bir diğeri parti içi meselelerin düzenini sağlamak bağlamında disiplin kurallarını çalıştırmanın gereğinden bahseder. Hem de parti içi düzeni sağlamak adına attığı söylevi kimlere verir bilir misiniz?
İşte yukarıda bahsettiğim güven bunalımına girmiş, bu partiye nutuk atanlardan çok daha fazla emeği olan, “tüh Allah kahretsin” diyen Parti üyelerine, Belde başkanına ve yönetimine, İlçe başkanlarına ve yönetimlerine, İl genel meclisi üyesine, Belediye meclis üyelerine, Belediye başkanlığı yağmış kişilere. Üstelik bu kişilerin hiçbiri bu konumlara bir takım pazarlıklar sonucu değil, demokrasinin olmazsa olmazı seçimleri kazanarak gelmiş şahsiyetlerdir.

İnancım odur ki;  Hitap etmeye çalıştığınız bu müstesna, yani kural dışı bırakılmak istenen kişilerin her biri partinin işleyişinin, tüzük maddelerinin, disiplin kurallarının ne olduğunu siz disiplini bir yok etme aracı olarak kullanmak isteyenlerden çok daha iyi bilmektedirler.  İşte, güvenlerini yitirmiş insanları hangi toplumda olursa olsun rencide ederek, aşağılayıcı söylemelerle, zulümle yönetmeye kalkarsanız sonuç 22 Eylül Perşembe akşamı çok amaçlı salonda ki toplantınız gibi dudak uçuklatıcı olur. 

Yinede siz bilirsiniz. Belki yanlışınızdan dönme erdemliliği gösterir, ya da vatandaşa “gözünün üzerinde kaş var” deyip önünüze gelini ihraç etmeye devam edebilirsiniz.Yinede ben, size ve de toplantıdaki divan üyelerinize çok çok uzun yıllar önce söylenmiş iki akil adam özdeyişini hatırlatayım.
 
 “Bir toplum ahlak ve hukuk içinde olmadığı zaman, vatandaşlar kendilerini bir çıkmaz içinde bulurlar. İnsanlar ya ahlaki değer yargılarını veya hukuka olan saygılarını yitirirler.”    Frederic Bastiat
 
 “Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca asi olurlar.” “Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar.    Konfiçyus.
 
 Umarım kıssadan hisse kaparsınız.

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Körfez Manşet Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Hadi Gözünüz aydın…27 Eylül 2014 Saat: 21:31
İYİ BİR MÜSLÜMAN ???25 Eylül 2014 Saat: 19:35
İYİ BİR MÜSLÜMAN ???15 Eylül 2014 Saat: 19:48
Al atını, tımarını ...eyim!27 Ağustos 2014 Saat: 10:57
Tüm Yazıları