Yavuz Yanar
Yavuz Yanar

Ağıtlar Ve Günümüz

Bildiğimiz gibi, ölen bir kimsenin değerini, iyiliklerini, ölümünden dolayı duyulan acıyı sayıp döken şiir, yazı ya da ezgili şiir demektir ağıt. Yıllardır ülkemizde huzurlu olamıyoruz, yürek burkan olaylarla karşılaşıyoruz.

7 Eylül 2017 Saat: 00:23
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 906 kez okunmuştur

Bildiğimiz gibi, ölen bir kimsenin değerini, iyiliklerini, ölümünden dolayı duyulan acıyı sayıp döken şiir, yazı ya da ezgili şiir demektir ağıt. Yıllardır ülkemizde huzurlu olamıyoruz, yürek burkan olaylarla karşılaşıyoruz.

Ağıtlar şair olmayan analar tarafından, yüreklerde ki acıyı, kederi, duyguları öne çıkarmak için söylenmişlerdir. Bu muazzam bir olaydır. Ağıtlar, kültür ve edebi birikimimizi yansıtan çok önemli unsurlardır. Savaş ve Barış romanının bir bölümünde Nataşa ve Andrey bir akşam vakti avdan dönerler ve çiftlikte bir köylünün söylediği türküye kulak verirler. Tolstoy, bu söyleyiş biçiminin “en saf ve katışıksız müzik” olduğunuzu yazar, çünkü köylünün derdi iyi müzik yapmak değil, derdini paylaşmaktır. Bu yüzden söyledikleri hançerden ya da dudaktan değil doğrudan doğruya yürekten gelir.1

( 1. Zülfü Livaneli, Edebiyat Mutluluktur, Doğan Kitap, 11.baskı, İstanbul 2012, s.57)

Anaların söylediği ağıtlarda böyledir. Bu samimiyeti belki de hiçbir şiirde göremeyiz. Örneği Sarıkamış ağıtları:

İbrişimin kozaları                                                                                                                                      

Batsın Avşar Kazaları                                                                                                                                                           

Sarıkamış’ta kırıldı                                                                                                                                                     

Gonca gülün tazeleri

Yüzbaşılar yüzbaşılar                                                                                                                                                

Tabur taburu karşılar                                                                                                                                             

Yağmur yağıp gün değişin                                                                                                                                       

Yatan şehitler ışılar

Ya Çanakkale

Çanakkale derler yeşil söğütlü                                                                                                                             

Nice molla gitti eli divitli                                                                                                                                

Bir mektup atayım üstü tahütlü                                                                                                                           

Mektubum ordunu bulur mu ola?

İzmir’den Kore’ye giden oğluna şehit oldun mu? Diye seslenen bir ana:

İzmir’den kalktı Kore’ye gemi                                                                                                                                

Gemi gurban olam getir Eyüb’ü                                                                                                                                   

Çok ağlattın anan ile Baliş’i                                                                                                                                       

Kore senin vatanın mı, yurdun mu?                                                                                                                     

Gayıbıdın oğlum şehit oldun mu?

Kurtuluş Savaşı'nda şehit olan Bayat'tan Ali Osman'a kız kardeşi Şerife Aydın'ın yaktığı ağıt'tan bir dörtlük:

Şafak söktü tan yerleri atıyor,                                                                                                                               

Tren gelmiş acı acı ötüyor                                                                                                                              

Kardeşim şehit olmuş yerde yatıyor                                                                                                                                

Ak elleri kızıl bana bakıyor

Yıllarca Balkanlarda, Kafkasya’da, Yemen’de, Çanakkale’de derin acılar yaşadık. Şimdi ise Güneydoğuda ve Doğuda her gün canlar veriyoruz. Anaların ağızlarından bu sözlere benzer sözler dökülüyor. Ateş düştüğü yeri yakar derler ama hiçbir olay bu acılara, bu sözlere bedel değildir.

YORUMLAR Üye Girişi

 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya 3 yorum yapılmıştır
emrah 13.09.2017 17:38
yavuz bey, zevkle okuyoruz, yeni yazılarınız ne zaman yayınlanır?
Kayhan 07.09.2017 10:51
Duygulandık, güzel konuya değinmişsiniz. Daha sık yazı yazın bizlere aydınlanmaya devam.
ner 07.09.2017 09:21
Körfezin çıkartmış olduğu en büyük aydınlardan birisiniz genç yaşınızla.... Başarılarınızın devamını dilerim. Körfez Manşet ailesini tebrik ediyorum böyle birini kadrosunda bulundurduğu için. Saygılar.
 

Körfez Manşet Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

İbni Haldun'a Göre Vergi Artışı19 Ocak 2018 Saat: 00:38
İbni Haldun serisine bu yazıda da devam ediyorum. Devletlerin ayakta kalabilmesi için ekonomisi güçlü olmalıdır kuşkusuz.
İbni Haldun’a Göre Devlet Başkanı9 Ocak 2018 Saat: 14:04
Devletin ve başındakilerin en önemli görevi kuşkusuz halka nimet, mutluluk, refah sağlamak, arka olmak, halka koruyucu bir tutum göstermektir.
İbni Haldun’dan Yalan Haber Tespiti28 Aralık 2017 Saat: 12:23
Toplumsal olarak sorgulama yapmamakta, okuyup araştırma yapmak yerine yalnızca belli kişilerin dediğine inanma, o ne derse doğrudur mantığı ile hareket etmekte üstümüze yok. Böyle olunca bazı kesimlerde cehalet örnekleri de sergileniyor.
Kendi Kültürünü Sen Yarat15 Aralık 2017 Saat: 13:13
Bizim için önemli sorun kendi kültürünü yaratamamaktır. Doğu ve Batı arasında gidip geliyoruz, ve bir tarafı seçip diğer tarafa tamamen düşman oluyoruz.
Kitap Yasaklamak2 Aralık 2017 Saat: 14:45
Eski darbe dönemleri, 1970’ler, 1980’ler belki karışık dönemlermiş. Ama hiç anlamadığım konu kitapların neden o dönemde yasaklandığı ve aynı yasaklanan kitapları şimdi neden bizim istediğimiz şekilde kütüphanelerde, evde, okulda,
Tüm Yazıları